Öz
İslam sonrası Türk medeniyetinin oluşumuna, İslam inanç esaslarının Türkler arasında yayılması ve anlaşılmasına öncülük eden Hoca Ahmed Yesevî ve onun düşünce dünyasını yansıtan hikmetlerini konu edinen bu çalışma, İran kütüphanelerinde bulunan sekiz Dîvân-ı Hikmet nüshasının incelenmesini kapsamaktadır. Çalışmanın amacı, İran’daki Hikmet nüshalarının ele alınarak Türk tasavvuf düşüncesi açısından oldukça önemli olan hikmet geleneğine katkı sunmaktır. Bu amaç kapsamında söz konusu nüshaların hikmetler açısından yeni bilgiler barındırıp barındırmadığı ve hikmet çalışmalarına nasıl bir katkı sunacağı sorularına cevap aranmıştır. İran nüshalarındaki hikmetler metin analizi, edebî tahlil ve neşir karşılaştırmaları yöntemiyle ele alınmış, nüshalarda bulunan hikmetlerin dizini çıkarılmıştır. Yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda kütüphanelerde bulunan sekiz nüshadan yedisine ulaşılmıştır. Elde edilen bu nüshalarda toplam 190 hikmetin Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedildiği tespit edilmiştir. Hikmet neşirleri taranarak, ulaşılan hikmetler karşılaştırılmış ve dokuz hikmetin daha önce yayınlanmadığı görülmüştür. Makalede söz konusu dokuz hikmetin neşrinin yapılmasının yanı sıra bazı hikmetlerin eksik bent/beyitleri saptanmış, bazı hikmetlerin aidiyeti tartışılmıştır. Araştırma esnasında hikmet neşirlerinde görülen eksikliklere değinilerek çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.
Abstract
The Iranian Manuscripts of the Dīvān-i Hikmet: New Insights on Hikmet and A Study on the Issue of Belonging
This study focuses on Hoca Ahmed Yesevī, pioneered the formation of post-Islamic Turkish civilization and in the dissemination and understanding of the principles of Islamic faith among the Turks, as well as on his ḥikmahs, which reflect his world of thought. It examines eight manuscripts of the Dīvān-i Ḥikmet found in Iranian libraries. The aim of this study is to contribute to the tradition of ḥikmah, which holds considerable significance for Turkish Sufi thought, by examining the Ḥikmah manuscripts preserved in Iran. Key questions include whether these manuscripts contain new insights regarding ḥikmah and how they may enhance existing studies on the subject. The examination utilizes methods of text analysis, literary critique, and publication comparisons, leading to the cataloging of the ḥikmah contained within the manuscripts. The research succeeded in accessing seven of the eight manuscripts, which collectively attribute a total of 190 ḥikmah to Hoca Ahmed Yesevī. Upon scanning and comparing these texts, it was identified that nine ḥikmah had not been previously published. The article not only presents these nine ḥikmah but also identifies missing verses in certain works and discusses the authorship of others. Additionally, the study addresses shortcomings in existing publications, proposing solutions for these gaps.
Article Text
Giriş
Türklerin İslamiyeti kabul etmesiyle birlikte yeni ve köklü bir medeniyetin kapısı aralanmış; İslamiyet ile Türklerin kadim kültürünün harmanlandığı bu kırılma/evrilme süreci sadece inanç noktasında değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve siyasi anlamda da derin etkilere neden olmuştur. Bu etki sonucunda Türk edebiyatında, sanatında ve biliminde büyük bir gelişme yaşanmıştır. Türkler, İslam’ın evrensel değerlerini kendi kültürel unsurlarıyla birleştirerek, özgün bir düşünce yapısı ve sanat birikimi oluşturmuşlardır. Yeni oluşan bu Türk İslam medeniyetinin kurulması ve kök salmasında Hoca Ahmed Yesevî (ö. 562/1166) ve Yeseviyye düşüncesinin başat rol üstlendiği görülmektedir.
Türk tasavvuf düşüncesinin kurucuları arasında yer alan Hoca Ahmed Yesevî’nin hayatı hakkında kaynaklarda çok az bilgi bulunmaktadır. Mevcut bilgiler ise daha çok onun menkıbevi hayatına dairdir. Bu bilgilere göre Yesevî, XI. yüzyılın sonlarında Kazakistan sınırları içerisinde yer alan Sayram’da dünyaya gelmiştir. Yedi yaşında Yesevî’nin tasavvuf dünyasını şekillendiren Arslan Bâb ile tanışmış ve ders halkasına dâhil olmuştur. Arslan Bâb ile birlikte dönemin önemli mutasavvıflarından ders alan Yesevî, tasavvufi yolculuğunu tamamladıktan sonra Yesi şehrinde bir dergâh kurarak irşat vazifesine başlamıştır. Hayatının geri kalan kısmını -daha sonra Yeseviyye adıyla anılacak olan- İslam inanç felsefesiyle şekillenen görüşlerini yaymak ve yeni Müslüman olan Türklere İslam’ın öğretilerini anlayabilecekleri bir sadelikte anlatmakla geçiren Ahmed Yesevî, Hicrî 562/1166 yılında Türkistan’da vefat etmiştir.1 Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedilen en önemli eser, İslam inanç esasları ile Hz. Peygamber’in sünnetlerini esas alan ve daha çok Yeseviyye mensubu şairler tarafından derlenen ve kaleme alınan Dîvân-ı Hikmet’tir. Dünya kütüphanelerinde yüzden fazla nüshası bulunan, üzerine hem yurtiçi hem de yurtdışında pek çok çalışma yapılan hikmetler, kadim Türk kültürü ile yoğrulan Yeseviyye öğretilerini yansıtması ve Türk düşünce ve inanç dünyasının anlaşılabilmesi adına önemli bir yere sahiptir.
Türkiye’de Dîvân-ı Hikmet Çalışmaları
Türk İslam medeniyetinin hangi temeller üzerine inşa edildiğinin anlaşılması ve bu kültür ortamında gelişen inanç felsefesinin süzülmesiyle meydana gelen edebî eserlerin tam anlamıyla kavranması bu medeniyetin kurucularının ve ortaya konan eserlerin anlaşılmasından geçmektedir. Nitekim bu bilincin farkında olan Yahya Kemal, Fuat Köprülü’ye hitaben “…Bizim daha mühim mevzularımız vardır. Mesela şu Ahmed Yesevî nedir, kimdir? Bir araştırınız. Bakınız bizim milliyetimizi asıl orada bulacaksınız.” (Banarlı 49) diyerek Köprülü’den Hoca Ahmed Yesevî’nin araştırılmasını istemiştir. Bu tavsiye Hoca Ahmed Yesevî ve Dîvân-ı Hikmet çalışmaları açısından bir dönüm noktası olmuş ve büyük ihtimalle Fuad Köprülü’nün Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar kitabının yazılmasına zemin hazırlamıştır. Köprülü tarafından başlatılan bu Yesevî çalışmaları (Köprülü), Kemal Eraslan’ın gayretleri ile devam etmiş (Eraslan, “Yesevî’nin Fakr-nâme’si” 45-120; Eraslan, “Azîm Hâce’nin Hikmetleri” 193-230) ve yine yaptığı araştırmalar neticesinde Eraslan, tespit ettiği 250’ye yakın hikmet içerisinden 70’ini 1983 yılında yayınlamıştır (Eraslan, Ahmed-i Yesevî Dîvân-ı Hikmet’ten Seçmeler). 1993 yılının UNESCO tarafından Hoca Ahmed Yesevî yılı olarak ilan edilmesiyle birlikte Yesevî ve Yeseviyye hakkında pek çok akademik çalışma yapılmıştır. Bu dönemde Dîvân-ı Hikmet neşirleri açısından önemli çalışmalardan biri de Hayati Bice tarafından kaleme alınmış ve ilk baskısı 1993 yılında yayınlanmıştır. Daha sonra geliştirilerek farklı zamanlarda baskısı yapılmış olan eserin son baskısında (2018) toplam 256 hikmet bulunmaktadır (Bice). Hikmet çalışmaları açısından diğer önemli bir çalışma ise Zülfikar Güngör editörlüğünde 2019 yılında yayınlanmıştır. Söz konusu çalışmada ise 251 hikmet yer almaktadır (Tosun ve Eraslan). Yine Mehmet Mahur Tulum tarafından Dîvân-ı Hikmet’in en eski nüshalarından biri olarak tanıtılan Mısır Nüshası’nın 2019 yılında ilk baskısı yapılmıştır (Tulum, Dîvân-ı Hikmet). Daha sonra Necati Demir tarafından Dîvân-ı Hikmet’in en eski nüshası olduğu dile getirilen Adnan Ötüken nüshası 2024 yılında ilim camiasıyla paylaşılmıştır (Demir). Son olarak Dîvân-ı Hikmet, İsmail Taş tarafından, başta Türkiye kütüphanelerinde bulunan nüshalar olmak üzere 24 farklı nüshadan yararlanılarak hazırlanmış ve 2026 yılında Yazma Eserler Kurumu’ndan neşredilmiştir (Taş). Yukarıda bahsedilen çalışmaların yanı sıra hikmetlerin farklı nüshalarını ele alan dil ve muhteva incelemelerini kapsayan pek çok akademik çalışma bulunmaktadır (Bozkurt; Ay).
Yukarıda da dile getirildiği üzere günümüze kadar pek çok araştırmacı tarafından ele alınan ve farklı yönleri ile araştırma konusu yapılan hikmet çalışmaları incelendiğinde önemli birkaç sorunla karşılaşıldığı görülmektedir. Bu sorunların ilki Türk dünyasına mal olmuş ve her dönem farklı coğrafyalarda farklı müstensihler ve farklı düşünce dünyasına sahip kişiler tarafından istinsah edilerek günümüze ulaşmış hikmetlerin aidiyetinin tespitinde yaşanan güçlükler ve çalışmalarda hikmetlerin aidiyetine dair bilgilerin kısıtlı olması ya da bu konuya hiç temas edilmemesidir. Tek nüshaya esas alan incelemeler ve tenkitli metin neşrine dayanmayan çalışmalarda bu sorun çok fazla görülmese de2 farklı nüshaların karşılaştırılması neticesinde hazırlanan çalışmalarda aidiyet sorunu çok daha belirgin hâle gelmektedir. Nitekim Taş tarafından yayınlanan neşirde bazı hikmetlerin mahlas dizelerinde farklı isimlerin bulunduğu görülmektedir. Bir örnek vermek gerekirse Taş neşrinde 80. hikmet olarak kaydedilen
Köñlüm ḳuşı uçar dāyim ḳanat tutup
İkki közüm nedāmetde ḳanlar töküp
Ten öltürüp riyāżetde tizin çöküp
Yā İlāhī ʿafv eylegil günāhımnı
matlalı şiirin mahlasında -farklı nüshalardan hareketle- hem Hoca Ahmed Yesevî hem de Kul Nâdirî’nin adı bulunmaktadır (Taş 228). Söz konusu manzume, çalışmamıza konu olan İran Millî Kütüphane (MK3) nüshasında ise Kul Süleyman Ata’ya (ö. 582/1186)3 atfedilmiştir (MK3 37b). Dolayısıyla nüshalar incelendiğinde bir hikmetin üç farklı şaire nispet edildiği görülmektedir.
Diğer bir sorun ise tek nüshaya dayalı neşirler ve Taş tarafından hazırlanan Dîvân-ı Hikmet eseri dışındaki çalışmalarda hangi hikmetin hangi nüshadan alındığı, çalışmalarda hangi nüshaların kullanıldığı gibi metin neşirlerinin hayati önem arz eden hususiyetlerinin zikredilmemesidir. Söz konusu sorun daha sonra yapılacak olan hikmet çalışmalarını hem zorlaştırmakta hem de daha önce kullanılan nüshalar bazen yeni bulunmuş gibi araştırmacılar tarafından tekrar çalışılmaktadır.4
Yukarıdaki soruna bağlı olarak karşılaşılan diğer bir problem ise, yeni bulunan -ya da yeni olduğu düşünülen- hikmet nüshalarının tanıtılması ve bu hikmetlerin yayınlanması hususudur. Yeni bulunan hikmetler başlığı ile yayınlanan bazı çalışmalar ele alınıp daha önce yapılan farklı hikmet çalışmaları ile karşılaştırıldığında aslında yeni olarak sunulan hikmetlerin ya farklı Yesevî şairlerinin eserlerinde ya da Dîvân-ı Hikmet’in farklı neşirlerinde daha önce yayınlanmış olduğu görülmektedir. Nitekim İran Millî Kütüphanesi 5-27640 (MK1) numarada kayıtlı nüshayı inceleyen Rezaei, söz konusu nüshada 16 yeni hikmetin bulunduğunu belirtmiş ve üç tane örnek sunmuştur (Rezaei 562). Sunulan örneklerden biri olan ve “Dīdārını ṭaleb ḳılıp yolġa kirgen / İmgeksiz murādıġa yetken bar mu” dizeleri ile başlayan hikmet (Rezaei 572) 2000 yılında Mirhaldaraglı ve Akar tarafından yayınlanan Hoca Ahmed Yesevî’nin Yeni Bulunan Hikmetleri adlı eserinde kaydedilmiştir (Mirhaldaraglı ve Akar 72). Yine aynı çalışmada örnek olarak verilen ve “Eyā ṭālib cefā çẹkip yolġa kirgil / Cefā çẹkmey yolġa kirse vefā bolmas” dizeleri ile başlayan hikmet (Rezaei 571), daha önce Dîvân-ı Hikmet üzerine yapılan bir tezde yayınlanmıştır (Joya 85). Söz konusu nüsha incelendiğinde 16 yeni hikmet değil sadece 1 hikmetin yayınlanan Dîvân-ı Hikmet çalışmalarında olmadığı tespit edilmiştir.
Yine Hayati Bice tarafından 2018 yılında yayınlanan eserin son kısmında “Yeni Bulunan Hikmetler” başlığı altında verilen hikmetler arasında yer alan “Ḫālıḳımnı izler men heç bilmez men ḳaydadır / Ḳur’ān içre āyet bar ḳayda dẹsem andadur” matlalı hikmet (Bice 402) de Mirhaldaraglı ve Akar’ın neşrettiği eserde yer almaktadır (Mirhaldaraglı ve Akar 39).
Bunların yanı sıra, bugüne kadar yapılan hikmet çalışmalarını bütüncül bir yaklaşımla ele alan ve tespit edilen tüm manzumeleri bir araya getiren kapsamlı bir başvuru eserinin bulunmaması da büyük bir eksiklik olarak dikkat çekmekte ve yeni yapılacak hikmet araştırmalarını güçleştirmektedir. Bu meyanda çalışmamıza konu olan İran nüshalarında farklı toplam 190 hikmet tespit edilmiştir. Bu hikmetlerin yeni olup olmadığının tespiti için ondan fazla hikmet çalışması taranmıştır. Tarama esnasında bazı hikmetlerin bir neşirde olup diğerinde olmadığı tespit edilmiştir. Nitekim Güngör’ün editörlüğünde hazırlanan neşir ile Taş tarafından hazırlanan neşir arasında en az on hikmetin farklı olduğu görülmüştür. Bu durum yeni hikmetlerin tespitinde önemli bir sorun teşkil etmekte, yeni hikmetlerin tespiti için bütün neşirlerin tek tek taranmasını zorunlu kılmaktadır.
Yukarıda zikredilen sorunların yanında hikmet çalışmalarının ferdî yapılması, çalışmaların birbirinden kopuk olması da araştırmacıların işini zorlaştırmaktadır. Açıkça görülmektedir ki dünya kütüphanelerinde yüzden fazla nüshası bulunan (Demir 31) farklı devirlerde farklı müstensihler tarafından çoğaltılan, halk tarafından benimsendiği için pek çok Yesevî müntesibi şairin şiirlerinin karıştığı hikmet nüshalarının tek bir kişi tarafından ele alınması ve incelenmesi mümkün görünmemektedir. Kanaatimizce hikmet çalışmalarının işin uzmanı bir komisyon tarafından sağlam görülen bütün nüshaların elde edilmesi ve incelenmesiyle bir hikmet havuzu oluşturulması, daha sonra dil, üslup, vezin vb. hususlar ele alınarak hikmetlerin aidiyetinin incelenmesi ve en önemlisi şimdiye kadar yapılmış hikmet çalışmalarını kapsayan bir hikmet dizininin çıkarılması hikmet çalışmaları açısından oldukça önemli görülmektedir. Nitekim hikmet dizini daha sonra yapılacak çalışmalarda araştırmacılara kolaylık sağlamakla birlikte Yesevî kültür havzasında meydana getirilen hikmetlerin çerçevesini çizmek açısından da oldukça fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Hoca Ahmed Yesevî’nin Hayatı ve Dîvân-ı Hikmet çalışmalarına kısaca değindikten sonra çalışmanın bundan sonraki bölümünde İran kütüphanelerinde bulunan Dîvân-ı Hikmet nüshaları ele alınacaktır. Araştırma evresinde öncelikle İran’da bulunan ve kataloglarına ulaşılabilen kütüphaneler taranmış, Dîvân-ı Hikmet ile ilgili nüshalar tespit edilmiştir. Araştırmamızda dört farklı kütüphanede sekiz nüsha bulunmuş, bunlardan bir tanesi haricinde diğerlerine ulaşılmıştır. Elde edilen nüshalardan öncelikle en hacimli olanı tek tek incelenmiş, hikmetlerin matlaları tablo haline getirilerek hikmetlerle ilgili bilgiler yanına yazılmıştır. Daha sonra diğer nüshalar incelenerek aynı olan hikmetler belirlenmiş farklı olan hikmetler ise yeni bir tabloya aktarılmış ve hurufu hecâya göre bir nevi hikmet dizini oluşturulmuştur.5 Bu şekilde, elde edilen nüshaların tamamı incelenmiş ve yedi nüshada toplam 190 farklı hikmet tespit edilmiştir. Tespit edilen hikmetler şimdiye kadar yayınlanan ve elde edebildiğimiz Dîvân-ı Hikmet neşirleri ile makale, tez ve sempozyum bildirilerinde bulunan hikmetler ile karşılaştırılmıştır.6 Karşılaştırma neticesinde 9 hikmetin önceki çalışmalarda yayınlanmadığı görülmüştür. Söz konusu 9 hikmetin çeviri yazısı yapılmış, çalışmada verilmiş ve söz konusu yeni hikmetler üzerine bir inceleme yapılmıştır. İran nüshaları aracılığıyla daha önceki çalışmalarda Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedilen bazı hikmetlerin farklı şairlere ait olabileceği hususu dile getirilmiş, vezin ve anlamdan hareketle söz konusu hikmetler üzerinde bazı değerlendirmelerde bulunulmuştur.
İran Kütüphanelerinde Bulunan Dîvân-ı Hikmet Nüshaları
Asırlaca Türk hanedanları tarafından yönetilen İran, kütüphanelerinde barındırdığı Türk tarih ve kültürüne ait pek çok yazma eserle öne çıkmaktadır. İran kütüphaneleri Türkçe satırarası Kur’ân tercümelerinden (Coşgun) 13. hikayeyi içermesi açısından önemli olan Dede Korkut Kitabı’nın nadir nüshasına (Özdamar 406), Gelibolulu Âlî’nin Farsça Dîvânı’ndan (Şafak) Türk edebiyat ve tarihine ait 2000’den fazla Türkçe el yazmasına ev sahipliği etmektedir (Aydın). İran Kütüphaneleri Dîvân-ı Hikmet nüshalarını muhafaza etmesi açısından da önemli bir yere sahiptir. Bu kapsamda taramalar neticesinde farklı kütüphanelerde 8 Hikmet nüshası tespit edilmiş, nüsha tavsifleri aşağıda verilmiştir:
İran Millî Kütüphanesi Numara 5-25700/2 (MK3)
İran Millî Kütüphanesi 5-25700/2 numarada “Dîvân-ı Hikmet/Hâce Ahmed Yesevî Pîr-i Türkistânî” adıyla kaydedilen nüsha, Muhammed Mûsâ bin İsmetullâh tarafından Hicrî 1270/1853-54 yılında istinsah edilmiştir. 150x265 mm ölçülerinde olan nüshanın ilk 7 sayfası boş olmak üzere 82 varaktır ve her sayfada 17 satır bulunmaktadır. Söz konusu nüshada 120 hikmet bulunmaktadır. Bu hikmetlerden 110 tanesi Hoca Ahmed Yesevi’nin mahlasını taşırken geriye kalan 10 hikmet ise Hakîm Süleyman Ata’ya atfedilmiştir. Hoca Ahmed Yesevî’ye ait olan 110 hikmetten dördü taranan yayınlarda tespit edilememiştir. Kütüphane kaydında nüshanın 1992 yılında Kuanişbek Kari, Gâliye Kamberbekova ve Rasûl İsmâilzâde tarafından Dîvân-ı Hikmet-i Pîr-i Türkistân ismiyle yayınlandığı kaydı düşülse de söz konusu eser incelendiğinde böyle bir ibareye rastlanmamıştır (Kari vd.). Bahsi geçen dört şiir bu çalışmada da bulunmamaktadır.
Nüshanın Başlangıcı:
Münācāt eyledi Miskīn Ḫˇāce_Aḥmed
İşitgenlerge yaġar bārān-raḥmet
Nüshanın sonu:
Ḳul Ḫˇāce Aḥmed dünyādın bī-ġam öttüñ
Ḥaḳdın ḳorḳmay tañ atġunça yattıñ
Dünyā tilep Ḥaḳ işlerin taşlap attıñ
Tūbū ileyk oḳuy oḳuy ölmeyin mü
İran Millî Kütüphanesi Numara 5-29793/1 (MK2)
İran Millî Kütüphanesi 5-29793/1 numarada kayıtlı olan bu nüsha toplamda 170 varak olup ilk 49 varağı (99 sayfa) Hoca Ahmed Yesevî’nin hikmetlerine ayrılmıştır. “Dîvân-ı Hikmet/Hâce Ahmed Yesevî Pîr-i Türkistânî” adıyla kaydedilen nüshanın müstensihi ve istinsah tarihi bulunmamaktadır. Bu nüshada 76 hikmet bulunmaktadır. Bu hikmetlerin altısında Süleyman Ata’nın, geri kalan 70 hikmette ise Hoca Ahmed’in mahlası bulunmaktadır. Bu 70 hikmetin sadece biri taranan yayınlarda tespit edilememiştir. Nüshadaki ilk şiirinin başının bulunmaması nüshanın en azından baş tarafından eksik olduğunu göstermektedir. Nüshanın ilk 49 varaklık kısmından sonra ise çoğunluğu Şâh Meşreb (ö. 1123/1711)7 ve Huzûrî’ye ait gazeller ile farklı konularda yazılmış kısa mesneviler yer almaktadır.
Nüshanın başlangıcı:
…
…
Tofraġ bolup feyz-i futūḥ ala körgil
Alsa bolmas pīr ḫidmetin ḳılmaġunca
Nüsha sonu:
Allāh disem men tā ebed
Bolġay mukin cürmüm ki red
Ḥakīm Ata sizdin meded
Sulṭān Ḫˇāce Aḥmed Yesevī
İran Millî Kütüphanesi Numara 5-27640 (MK1)
İran Millî Kütüphanesi 5-27640 numarada kayıtlı olan nüsha İsmail Zerâşâm tarafından istinsah edilmiştir. Zahriyede bulunan Hicrî 1297/1880 tarihinden hareketle nüshanın bu tarihte ya da bu tarihten önce yazıldığı düşünülmektedir. Nüsha 95 varaktan (190 sayfa) oluşmaktadır. Nüshada 8 Şems-i Âsî8, 1 Şâh Meşreb, 1 Garîb, 1 Nimetullah, 1 Hâlis9, 1 Kul Şerîf10, 1 Kul Timûrî, 1 Râcî ve 2 mahlassız şiir olmak üzere toplam 71 manzume bulunmaktadır. Dolayısıyla Hoca Ahmed Yesevî’ye ait olduğu düşünülen hikmet sayısı 54’tür. Nüsha Mehdi Rezaei tarafından bir makale ile tanıtılmıştır. Rezaei, 71 şiirin 61’inin Hoca Ahmed Yesevî’ye ait olduğunu belirtmiştir (Rezaei 566). Fakat Hz. Sa’d bin Ebû Vakkâs’ın (ö. 55/675) methedildiği şiir Hoca Ahmed’in değil Şems-i Âsî’nin mahlasını taşımaktadır. Bununla birlikte makalede Garîb, Nimetullâh, Hâlis ve mahlası bulunmayan iki şiirden bahsedilmemiştir. Zikredilen bu hususlar dikkate alındığında Hoca Ahmed’e atfedilen şiir sayısının 54 olduğu görülmektedir. Yine Rezaei, bu nüshada 16 yeni hikmet tespit edildiğini dile getirerek üç hikmeti örnek olarak sunmuştur. Fakat yukarıda da belirtildiği üzere bu hikmetlerden ikisinin daha önce yapılan başka çalışmalarda neşredildiği görülmüştür. Taramalar neticesinde bu nüshada yeni denebilecek bir hikmete rastlanmamıştır.
Nüsha başlangıcı:
Bismillāh dip beyān eyley ḥikmet dip
Tāliblerge dürr ü gevher saçtım mena
Riyāżetni ḳatıġ tartıp ḳanlar yutup
Men defter-i s̱ānī sözin açtım mena
Nüsha Sonu:
Ey meni derd ü belālarġa mübtelā ḳılġan firāḳ
Taḫt u baḫtımnı bozup āḫir gedā ḳılġan firāḳ
Âsitân-ı Kuds-i Razavî Kütüphanesi Numara 45299 (AK1)
İran’ın en önemli kütüphanelerinden biri olan ve Türk dili ve edebiyatına dair önemli yazmaları barındıran Âsitân-ı Kuds-i Razavî Kütüphanesi 45299 numarada bulunan ve Dîvân-ı Türkî/Hikmet-nâme adıyla kayıtlı olan nüsha toplamda 220 varaktır. Mürettep bir divan hüviyetinden çok Yesevî müntesiplerinin şiirlerinden oluşan bir mecmua görünümünde olan nüshanın 30. sayfasına kadar -sayfalar karışmış olmakla birlikte- Hüveydâ’nın şiirleri ve bazı nesir nazım parçaları kayıtlıdır. 30. sayfadan itibaren Hoca Ahmed Yesevî’nin hikmetleri başlamaktadır. Nüshada 38 tane Hoca Ahmed Yesevî’ye ait hikmet bulunmaktadır. Bununla birlikte nüshada Yesevî kültür havzasında yetişen Hakîm Süleyman Ata’ya ait 5, Şems-i Âsî’ye ait 6, Şâh Meşreb’e ait 4 şiir kaydedilmiştir. Bu şairlerin dışında Kıyâmet-nâme, Ramazaniye, Hayret-nâme, müstakil münâcât metinleri, Hz. Peygamber’in oğlu Hz. İbrahim’in vefatı, Hz. Fatıma’nın vefatı, Hoca Ahmed Yesevî’nin oğlu İbrahim’in kıssası gibi manzumeler ile birlikte Pilav Tarifi ve Üzümün Faydaları gibi farklı konularda şiirler de bulunmaktadır. Bu yönüyle söz konusu nüsha Yesevî kültürünü yansıtan önemli bir mecmua görünümündedir.
Nüshanın Başlangıcı:
Bismillāh dip beyān eyley ḥikmet aytıp
Ṭāliblerge dürr ü gevher saçtım men-a
Nüshanın Sonu:
Bu ʿarż-ı ḥālim tiñleñiz
Ḥālim körüp raḥmi eyleñiz
Âsitân-ı Kuds-i Razavî Kütüphanesi Numara 51858
Âsitân-ı Kuds-i Razavî Kütüphanesi 51858 numarada kayıtlı olan nüsha 89 varak olup her sayfada 13 satır bulunmaktadır. Bütün çabalara rağmen nüshanın aslına ulaşılamamıştır. Dolayısıyla nüsha hakkındaki bilgiler kütüphane kayıtları ile sınırlı kalmıştır. Bu kayıtlardan hareketle nüshanın sonu eksiktir.
Âsitân-ı Kuds-i Razavî Kütüphanesi Numara 27373 (AK2)
Âsitân-ı Kuds-i Razavî Kütüphanesi 27373 numarada bulunan diğer bir nüsha ise “Dîvân-ı Türkî” adıyla kayıtla olup 12 (boş)+38 varaktır. İstinsah tarihi ve yeri bulunmayan nüshanın müstensihi Emân Murâd Hocam’dır. Talik hatla yazılan nüshada toplam 54 şiir yer almakta olup bu şiirlerden 52’si Hoca Ahmed Yesevî’ye biri Nesîmî’ye (?) ve diğeri Dîvâne Âşık’a aittir. Nüshada bulunan şiirlerin tamamı daha önceki çalışmalarda yayınlanmıştır.
Tahran Üniversitesi Kütüphanesi Numara 4145 (TÜ)
Tahran Üniversitesi Kütüphanesi 4145 numara kayıtlı olan nüsha baş tarafından eksik olup 79 varaktır. Nüsha hicrî 1246 yılında Muhammed Berdi bin Kurbân Niyâz Sûfî tarafından istinsah edilmiştir. Nüshanın baş tarafında eksiklikler bulunmakta bazı hikmetlerin farklı sayfalarda devamı göze çarpmaktadır (s.12/96, 8/90, s.14/81)11. Söz konusu diğer nüshaların aksine bu nüshada -Miskin Garib’e ait bir manzume dışında- sadece Hoca Ahmed Yesevî’ye ait hikmetler bulunmakta olup diğer Yesevî müntesibi şairlerin şiirlerine yer verilmemiştir. Bu nüshada Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedilen toplam hikmet sayısı 86’dır. Yapılan tarama ve incelemeler neticesinde sadece bir hikmetin yayınlanmamış olduğu görülmüştür.
Nüshanın başlangıcı:
Altmış kiçe altmış kündüz bir yol ṭaʿām
Tañ atḳunca namāz oḳup bir yol selām
Altmış üç yaşda boldı ʿömrim tamam
Muṣṭafāġa mātem tutup kirdim men-a
Nüsha sonu:
Miskīn Aḥmed sen bu yazuḳ zehridin
Ḳurtulur içse şarabı mihridin
Gerçi köp ḳorḳar elīm ḳarıdın
Ente Kāfī ente āfī yā Ġafūr
İran Millî Melik Kütüphanesi Numara 4931/1 (MM)
İran’ın önemli kütüphanelerinden biri olan Millî Melik Kütüphanesi 4931/1 numarada kayıtlı nüsha Hicrî 1281 yılında istinsah edilmiş olup müstensihi bilinmemektedir. Yeşil deri ciltli, şemseli ve kırmızı mavi cetvelli olan nüsha 106 varak olup satır sayısı 11’dir. İran kütüphanelerinde bulunan Divân-ı Hikmet nüshaları arasında en tertipli ve kâmil olan bu nüshada toplam 114 hikmet kayıtlı olup bu hikmetlerden ikisi Hakîm Süleyman Ata’nın mahlasını taşımaktadır. Nüshadaki hikmetler diğer nüshaların aksine hurûfu hecâya göre düzenlenmiştir. Yapılan taramalar neticesinde bir hikmetin yeni olduğu görülmüştür.
Nüshanın Başlangıcı:
Münācāt eyledi Miskīn Ḫˇāce Ahmed
İlāhī ḳıl heme bendeñni raḥmet
Nüshanın sonu:
Ḳul Ḫˇāce Aḥmed naṣīḥatnı öziñe ḳıl
Ay bī-ḫaber ḫalḳnı ḳoyup öziñni bil
Ṭaġdın aġır günāhıñ bar öziñe kel
Ḥaḳ cemālin körsetmese żāmin bolay
İran Nüshalarının Dîvân-ı Hikmet Çalışmaları Açısından Önemi ve Katkısı
Yukarıda kısaca tanıtılan sekiz nüshadan yedisine ulaşılmış ve içerisindeki şiirler incelenmiştir. Bu kapsamda yedi nüsha içerinde Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedilen toplam 190 farklı hikmet tespit edilmiştir. Bu hikmetlerin dokuz tanesi taranan Dîvân-ı Hikmet çalışmalarında bulunamamıştır. Söz konusu 190 hikmetin tamamında mahlas olarak Hoca Ahmed Yesevi’nin adı zikredilmektedir. Fakat aşağıda da değinileceği üzere bu hikmetlerin bazıları farklı neşirlerde farklı şairlere nispet edilmiştir.
İran nüshalarının hikmet çalışmalarına sunduğu en önemli katkı daha önce yayınlanmamış dokuz hikmeti içerisinde barındırmasıdır. Bununla birlikte nüshalardaki bazı şiirlerin beyit/bent sayılarının yayınlanmış çalışmalarda bulunan hikmetlerden fazla olduğu tespit edilmiştir. Eksik hikmetlerin nüshalar aracılığıyla tamamlanması açısından dikkate değer bir durumdur. Bu kapsamda çalışmalarda (Taş 88-98; Demir 368-86; Tosun ve Eraslan 542-49) 68-119 beyit arasında değişen Münâcât MM nüshasında 124 beyit olarak kaydedilmiştir (MM s. 1-13).
Yine aşağıda matlası verilen hikmet, çalışmalarda ve İran nüshalarının bir kısmında 9-13 bent arasında iken12 MM nüshasında 21 beyittir (MM s.98-101).
Ḳayu yẹrde ẹrenlerni cemʿ bolsa
Ḥāl ʿilmini uşol yẹrde atġum kẹlir
Uşol ẹrler ṣoḥbetide ḫoşlasam men
Özümni özleriġe ḳoşḳum kẹlir
Aynı şekilde aşağıda matlası verilen hikmet, çalışmalarda13 ve İran nüshalarının bazılarında 10 bent iken MM nüshasında 17 bent olarak kaydedilmiştir (MM s.67-70).
Dīdār üçün cānnı ḳurbān ḳılmaġunça
İsmāʿil dik dīdār ārzū ḳılmañ dostlar
Cāndın kẹçip ṭarīḳatġa kirmegünçe
ʿĀşıḳ men dẹp ḳuruġ daʿvā ḳılmañ dostlar
İran nüshalarının incelenmesi neticesinde yeni hikmetlere ulaşılması, bazı hikmetlerin eksik kısımlarının ortaya çıkarılması, okunamayan ya da nüshalarda silinen hikmet dizelerinin tamamlanması gibi katkılarının yanı sıra Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedilerek hikmet çalışmalarına dâhil edilen bazı manzumelerin farklı şairlere ait olma ihtimalini göstermesi açısından da dikkate değerdir. Bu kapsamda aşağıda verilen
Ol Elestü bi-Rabbiküm dẹgenide
Ḳālū belā dẹgenimni bilelmes men
Mā-dīniḳ dẹyüben yine sorġanıda
Dīnim İslām dẹgenimni bilelmes men
matlalı hikmetin mahlası hem MM nüshasında (s.124-126) hem de AK1 nüshasında (s.162-170) Kul Timûrî olarak kaydedilmiştir. Fakat çalışmalarda bu hikmet Hoca Ahmed Yesevî’ye ait olarak gösterilmiştir (Bice 144-46; Taş 279-81; Tosun ve Eraslan 182-85). 12’li hece ölçüsüyle kaleme alınan şiirin çalışmalardaki “Ḳul Ḫˇāce Aḥmed menzil ḫaṭar yollar yıraḳ” şeklinde olan mahlas dizesi incelendiğinde bir hecenin fazla olduğu görülmektedir. Aynı dize nüshalarda “Ḳul Timurī menzil ḫaṭar yollar yıraḳ” şeklinde olup 12 heceden oluşmaktadır. Dolayısıyla bu şiirin Kul Timûrî’ye ait olma ihtimali daha yüksektir.
MK3 nüshasında bulunan
Ḥaḳ ḳulları dervīşler ḥaḳīḳatnı bilmişler
Ḥaḳġa ʿāşıḳ bolġanlar Ḥaḳ yolıġa kirmişler (MK3 37a)
matlalı şiir, çalışmalarda Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedilmektedir (Tosun ve Eraslan 265-66; Taş 371). Fakat MK3 nüshasında ise bu şiir Süleyman Ata’nın şiirlerinin bulunduğu yerde kaydedilmiştir. Mahlas beytinde de “Molla-yı Rûm” ibaresi bulunmaktadır. Çalışmalarda “Ḳul Ḫˇāce Aḥmed bilmişsin Ḥaḳ yolıġa kirmişsin Ḥaḳ yolıġa kirgenler Ḥaḳ dīdārın körmüşler” şeklindedir. Görüldüğü üzere şiir 7+7 14’lü hece ölçüsüyle kaleme alınmıştır. Hoca Ahmed’in mahlasının bulunduğu dize ise 15 hece olup bir hece fazlalığı bulunmaktadır. Yine şiirin geneline bakıldığında Hak yolunda yürüyen dervişlerden bahsedilmiş ve şiir üçüncü çoğul kişi üzerine kurulmuşken sadece mahlas dizesi ikinci tekil kişi olmuş ve mahlas dizesinden sonra yine üçüncü çoğul kişiye dönülmüştür. MK3 nüshasında ise son beyit “Mollā-yı Rūm bulmuşlar Ḥaḳ yolıġa kirmişler/ Ḥaḳ yolıġa kirgenler Ḥaḳ dīdārın körmüşler” şeklindedir. Bu şekliyle hece sayısı tutan şiirin anlam bütünlüğü de korunmuştur. Dolayısıyla bu şiirin de Hoca Ahmed Yesevî’ye aidiyeti incelenmeye muhtaçtır.
MM ve MK3 nüshalarında bulunan
…
…
ʿĀrif cānlar ḫaber bẹrür ḥaḳīḳatdın
Allāh dẹyü ẕikrin heme aytıñ dostlar (MM s.86; MK3 35b)
matlalı şiir küçük farklılıklarla birlikte Hoca Ahmed Yesevî’nin hikmetleri arasında yayınlanmıştır (Taş 349; Tosun ve Eraslan 387-88). Fakat hem MM hem de MK3 nüshalarında şiirin mahlasında Süleyman Ata’nın ismi bulunmaktadır. Hoca Ahmed’e ait olarak yayınlanan hikmetin makta dörtlüğünde bulunan Ḳul Ḫˇāce Aḥmed Ḥaḳ ẕikrini aysañ müdām” dizesi 12’li hece ölçüsü ile kaleme alınan şiirin veznine uymadığı görülmektedir. Bununla birlikte aynı şiir küçük farklılıklarla Güzel tarafından Süleyman Ata külliyatı içerisinde neşredilmiştir (Güzel, Süleyman Hakîm Ata 248). Dolayısıyla şiirin aidiyetinin araştırılması gerekmektedir.
Yerni neçük yarattı kökni hemān
Aynı neçük yarattı künni hemān
Enbiyā mürsellerni ayıtsam tamām
Andın artuḳ taḳı ʿaceb künleri bar (AK1 s.86)
matlalı 54 dörtlüklü hikmet AK1 nüshasında Hoca Ahmed Yesevî’nin mahlasını taşımaktadır. Fakat bu hikmet küçük farklarla hem Güzel tarafından hem de Sever tarafından Ahir Zaman Muhammesi” başlığı altında Hakîm Süleyman Ata adına kaydedilmiştir (Güzel, Süleyman Hakîm Ata 407-12; Sever, Ahmed Yesevî’ni̇n III. Hali̇fesi̇ 320-32). Bununla birlikte İsmail Taş tarafından yayınlanan Divân-ı Hikmet Kitabı’nda ise Hoca Ahmed Yesevî’nin hikmetleri altında gösterilmiştir (Taş 588-600). Söz konusu manzume üzerine yayınlanan bir makalede ise hikmetin Süleyman Ata’ya ait olduğu dile getirilmiştir. Fakat iki farklı nüshadan yararlanılarak yapılan metin neşrinde hikmetin makta dörtlüğünde nüshaların birinde Hoca Ahmed Yesevî diğerinde Süleyman Ata kaydedilmiş olmasına rağmen söz konusu çalışmada bu durum hakkında bir açıklama yapılmamış olması ise önemli bir eksiklik olarak görülmektedir (Tekcan 21-55).
Mücāhede maḳāmıda turġan ʿāşıḳ
Sırnı asrar ledün ʿilmin bilip sözler
Riyāżetde köñüllerni yarutuban
Levḥü’l-maḥfūẓ taḫtasıġa baḳıp sözler (MK2 s.7; MK3 37b)
matlalı hikmet, Taş tarafından yayınlanan Dîvân-ı Hikmet neşrinde Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedilmiştir (Taş 374-75). MK2 ve MK3 nüshalarında bulunan aynı hikmette ise Süleyman Hakîm Ata’nın mahlası kayıtlıdır. Yayınlanan eserde “Ḳul Ḫˇāce Aḥmed duʿā tiler zārī bolup” şeklinde olan mahlas dizesi 13 heceli olup vezni bozmaktadır. İran nüshalarında ise mahlas dizesi “Ḳul Süleyman duʿā tiler zārī bolup” şeklinde olup 12 hecedir. Dolayısıyla hikmetin Süleyman Ata’ya ait olma ihtimali daha yüksek görünmektedir.
Köñlüm ḳuşı uçar dāyim ḳanat ḳatıp
İkki közüm nedāmetde ḳanlar töküp
Ten öltürüp riyāżetde tizin çöküp
Yā İlāhım ʿafv ḳılġıl günāhımnı (MK3 37b)
matlalı hikmet, Taş tarafından yayınlanan neşirde Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedilmiştir (Taş 228). MK3 nüshasında ise bu hikmetin mahlas dizesinde Süleyman Ata’nın adı bulunmaktadır. Yukarıda incelenen hikmetlerde olduğu gibi bu hikmetin de “Ḳul Ḫˇāce Aḥmed günāhıġa ḳā’il ėrür” şeklinde olan mahlas dize 13 hece olup vezni aksatmaktadır. Nüshada ise “Ḳul Süleymān günāhıġa ḳā’il ėrür” şeklinde olan mahlas dizesi 12 hece olup vezne uymaktadır.
Men ayayın eyā dōstlar ḫoş tıñlañız
On sekkiz miñ ʿālem faḫrı Resūl üçün
Melekü’l-mevt cān almaḳḳa kelmiş vaḳtda
Niyāz birle “Ümmetlerim” dėgen üçün (MK3 42b)
matlalı hikmet, Taş tarafından yayınlanan neşirde Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedilmiştir (Taş 553-54). MK3 nüshasında ise bu hikmet Süleyman Ata adına kayıtlıdır. Çalışmada verilen hikmetin “Ḳul Ḫˇāce Aḥmed duʿā üçün aydı munı” şeklindeki mahlas dizesi 13 hece olup vezne uymamaktadır. Nüshada ise mahlas dizesi şöyledir: “Ḳul Süleymān duʿā üçün aydı munı”. Dize bu şekliyle 12 hece olup vezne uymaktadır.
Görüldüğü üzere farklı nüshalar ele alındığında şiirlerin aidiyetine dair farklı ihtimaller ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda İran nüshalarının da yol gösterici olduğu düşünülmektedir. İran nüshalarında yukarıdaki durumun tam tersi kayıtların da olduğu tespit edilmiştir. Nüshalarda Hoca Ahmed’e ait olmayan şiirler ya da farklı çalışmalarda diğer Yesevî müntesibi şairlerin şiirleri olarak neşredilen hikmetlerin mahlasları değiştirilerek Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedildiği görülmüştür. Nitekim
Ḳādirim ḳudret bilen bizni ʿazīz cān eyledi
Ḥamdü lillāh cān bẹrip cān birle īmān eyledi (MK3 12a; TÜ s. 91)
matlalı 42 beyitlik şiir aruzun fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün kalıbıyla yazılmıştır. Şiir incelendiğinde vezin kusuru yok denecek kadar azdır fakat “Aḥmed Miskīn kẹl imdi tevbe birle yolġa kir/Tevbe ḳılġan bendeni cennetde sulṭān eyledi” dizelerinden oluşan mahlas beytinde Hoca Ahmed’in isminin bulunduğu dizenin vezni aksamaktadır. Yine şiirde kullanılan dil de hikmetlerin dilinden farklılıklar arz etmektedir. Araştırıldığında, şiirin XVIII. yüzyılda yaşamış önemli Türkmen şairi Mahtumkulu Ferâkî’nin (ö. 1197/1783’ten sonra) Dîvân’ında kaydedildiği tespit edilmiştir (Güzel, Mahtumkulu Dîvânı 680-81).
Nüshalarda Hoca Ahmed Yesevî adına kaydedilen bir diğer şiir ise
Eyā dostlar İbrāhimniñ ḳıṣṣasını
Beyān eyley ḥayrān ḳalıñ dostlarım-a
Ḫˇāce Aḥmedniñ derd ü elem ġuṣṣasını
ʿAyān eyley ḳulaḳ salıñ dostlarım-a (AK1 s.37)
matlalı hikmettir. Hoca Ahmed’in oğlu İbrahim’in Yesevî dergahı düşmanları tarafından öldürülmesini konu almaktadır. Bu şiir AK1 nüshasında 24 dörtlük olup Hoca Ahmed’e atfedilmiştir. Şiir üzerine daha önce de yapılan çalışmalarda şiirin Hakîm Süleyman Ata’ya ait olduğu tespit edilmiştir (Tulum, "Yeni Bir Hikmetler" 101-17).
Müʾmin ḳullar ẹrte ḳopup ṭāʿat urar
Muḥib ḳullar maḥbūbını dāʾim söyer
Her bende bu yol içre maḳṣūd ṭabar
Sendin özge maḳṣūdım yoḳ Allāhım (MK3 63b)
matlalı beş dörtlüklü hikmetin MK3 nüshasında Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedildiği görülmektedir. Fakat Sever tarafından yayınlanan Bakırgan Kitabı’nda aynı hikmet küçük farklarla Hudâdâd namında bir şaire ait olarak kaydedilmiştir (Sever, Bakırgan Kitabı 173-74). Hikmetin “Āḫir Ḫˇāce Aḥmedni terikligi seniñ bilen” şeklindeki mahlas dizesi 15 hece olup üç hece fazladır. Hudâdâd’a kayıtlı olan şiirin ise mahlas dizesi “Ḫudādād’nıñ terikligi seniñ bilen” şeklinde olup hece sayısı vezni bozmamaktadır.
Yeni Hikmetler Üzerine
Yukarıda da belirtildiği üzere yedi nüshada bulunan 190 hikmetin 9 tanesi taranan Hikmet çalışmalarında tespit edilememiştir. Yayınlanmamış olduğu düşünülen bu hikmetler bağlamında birkaç hususa değinilmesi yerinde olacaktır.
Metinde birinci hikmet olarak verilen ve Hoca Ahmed Yesevî’nin hocası Arslan Bâb’ı konu alan hikmet, Arslan Bâb’ın faziletlerinden bahsettikten sonra Hoca Ahmed ile buluşması, ona hurma vermesi ve ona ilim öğretmesini konu almaktadır. Hikmet üzerine yapılan araştırmalar neticesinde 2009 yılında Nadirhan Hasan tarafından “Arslan Bâb ve Ahmed Yesevî” adlı makalesinde iki farklı nüshadan hareketle söz konusu manzumeden bazı alıntılar yaptığı görülmektedir. Nadirhan, Dîvân-ı Hikmet’in Kokand nüshasına dayanarak bu şiirin Şemseddin Özkendi’ye ait olduğunu dile getirmiş ve ilk beytini vermiştir (Hasan 6). Makalesinin daha sonraki bölümlerinde Arslan Bâb’dan bahsederken Dîvân-ı Hikmet’in Özbekistan Fenler Akademisi Alişîr Nevâî Devlet Edebiyat Müzesi nüshasını kaynak göstererek aynı şiirin 3. beytini alıntılayıp şiirin Hoca Ahmed Yesevî’ye ait olduğunu daha doğru bir ifade ile Hoca Ahmed Yesevî’nin hocasını
Īmān üçün cān urġan İslām üçün tīġ urġan
Mevlām rıżāsın algan bāblar bābı Arslan Bāb
şeklinde zikrettiğini dile getirmiştir (Hasan 8). Görülmektedir ki bir çalışmada bile farklı nüshalar kaynak gösterilerek aynı şiir farklı kişilere atfedilebilmektedir. Şiir incelendiğinde her ne kadar
Aydı atım Ḳul Aḥmed peygamberim Muḥammed
Maʿbūdumdur ol Aḥad bāblar bābı Arslan Bāb
şeklinde mahlas beyti verilse de şiirin akışı göz önüne alındığında bu beytin son beyit olması pek mümkün görülmemektedir. Nitekim şiir Arslan Bâb ile Hoca Ahmed’in karşılaşması ile son bulmaktadır. Kaynaklarda ise kıssanın devamında Arslan Bâb’ın kendinde emanet olarak sakladığı hurmayı Hoca Ahmed’e vermesi ve ona nasihatlerde bulunması zikredilmektedir. Dolayısıyla şiir bu haliyle eksik görülmektedir. Bununla birlikte
Atı anı Aḥmeddür ẕātı anıñ raḥmetdür
Ḫulāṣa-i ümmetdür bāblar bābı Arslan Bāb
dizeleri dikkate alındığında Ahmed Yesevî’nin kendinden bu şekilde bahsetmesinin, Yesevî’nin tevazu ve mahviyetle örülü genel üslubuyla örtüşmediği görülmektedir. Dolayısıyla bu şiirin Şemseddin Özkendi ya da farklı bir Yesevî müntesibi şaire ait olması daha makul görülmektedir.
“Ġār içinde” redifli ikinci şiir ise vezin kusurları olmakla birlikte aruzun mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün kalıbıyla yazılmıştır. Şiirin mahlas beyti şöyledir:
Ḫˇāce Aḥmed Yesevī ʿuzlet ḳılıp yārān bile ḫalvet
Ḳış u yaz olturup ṣoḥbet tutarlar ẹrdi ġār içre
Beyit incelendiğinde ikinci mısranın vezne uyduğu, birinci mısranın da son üç tefilesinde vezin açısından bir sorunun olmadığı görülmektedir. Fakat mahlasın bulunduğu birinci tefile hem hece sayısı hem de açıklık/kapalılık açısından vezni bozmaktadır. Dolayısıyla bu şiirin de Hoca Ahmed Yesevî’ye aidiyetine şüphe ile yaklaşılması gerekmektedir.
“Ey yār seni sansız sefer dik bar mu cihānda” şeklinde başlayan ve insanın bu dünyada yalnız olduğu, asli vatanından ayrılmanın verdiği kararsızlık ve yerinde duramama halini anlatan hikmet incelendiğinde Farsça Arapça kelime ve tamlamaların daha fazla kullanıldığı görülmektedir. Tek başına bir delil olmamakla birlikte hikmetlerdeki kelime kadrosunun da dikkate alınması gerektiği düşünülmekte ve söz konusu hikmetin Ahmed Yesevî’ye ait olmama ihtimali ön plana çıkmaktadır.
Yine “Tenim mescid bile dāḫil velī köñül perīşāndur” dizesi ile başlayan hikmetin aruz vezniyle yazılması ve vezin kusurunun az olması nedeniyle hikmete ihtiyatla yaklaşılması gerektiği kanaatindeyiz. Fakat bununla birlikte mahlas dizesinin de vezne uyduğu, konu bütünlüğünün olduğu da dikkate değer bir konudur.
Yukarıda sunulan hikmetler dışında kalan diğer hikmetler dil ve üslup olarak Ahmed Yesevî’nin hikmetleri ile örtüşmektedir. Dolayısıyla yeni yayınlanan hikmetlerin bir kısmının Hoca Ahmed Yesevî’nin olma ihtimali kuvvetle muhtemel görünmektedir. Bununla birlikte farklı Yesevî şairlerine ait olsa bile yayınlanan manzumelerin hikmet edebiyatına katkısı açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
Sonuç ve Öneriler
Asırlar boyunca Türk hakîmiyetinde bulunan ve Türk kültür ve tarihi açısından pek çok kıymetli eseri bünyesinde barındıran İran kütüphaneleri, hikmet çalışmaları açısından da oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu bağlamda araştırmalar neticesinde İran kütüphanelerinde sekiz Dîvân-ı Hikmet nüshası tespit edilmiş, bunlardan yedisine ulaşılmıştır. İran nüshaları incelendiğinde XVIII-XIX. yüzyılda istinsah edildiği görülmektedir. Nüshaların en hacimlisi ve mürettebi İran Millî Melik Kütüphanesi’nde bulunan MM nüshası olup içerisinde 114 hikmet barındırmaktadır. Hem hurufu hecaya göre tertip edilmesi hem de istinsah edilirken manzumeler arasında konu bütünlüğüne önem gösterilmesi hasebiyle hikmet çalışmaları açısından önemli bir nüsha olarak görülmektedir. Tahran Üniversitesi Kütüphanesi’ne kayıtlı TÜ nüshası ise diğer nüshalardan farklı olarak içerisinde sadece Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedilen hikmetlerin kaydedilmesi açısından dikkate değerdir. Yine Âsitân-ı Kuds-i Razavî Kütüphanesi’nde kayıtlı AK1 nüshası ise hem varak sayısı itibarıyla hacimli olması hem de Yeseviyye düşüncesine ait pek çok edebî metin içermesi nedeniyle Yeseviyye çalışmalarına katkısı açısından diğer nüshalardan ayrılmaktadır. Bu nüshanın müstakil olarak çalışılmasının, Yeseviyye edebî kültürünün anlaşılmasına önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir.
Ulaşılan söz konusu yedi nüshada toplam 190 hikmet kaydedilmiştir. Söz konusu hikmetlerin 181 tanesi farklı hikmet çalışmalarında yayınlanmış, geri kalan dokuz hikmet ise bu çalışma ile ilim âlemine sunulmuştur. Yeni yayınlanan bu hikmetlerin tamamında Hoca Ahmed Yesevî’nin mahlası bulunsa da bazılarının ona aidiyeti şüpheli görünmektedir. İran nüshalarının çalışılmasıyla birlikte yukarıda zikredilen dokuz hikmetin yayınlanmasının yanı sıra bazı hikmetlerin aidiyetine dair yeni görüşlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlaması açısından da önemli çıktılar sunmaktadır. Bununla birlikte yayınlanan hikmet çalışmalarında eksik beyit/bentlerin tespit edilmesi, okunamayan hikmet parçalarının okunması gibi hikmet çalışmalarına katkıda bulunması İran nüshalarının değerini arttırmaktadır.
Hoca Ahmed Yesevî’nin ifadesiyle “sonsuzluğa uzanan hikmet deryasının” bir parçası olan hikmet çalışmalarının tamamlanması mümkün görülmemektedir. Her geçen gün yeni bir nüsha bulunmakta, farklı araştırmacılar tarafından yeni bir hikmet çalışması yapılmaktadır. Bu durum hikmet çalışmaları açısından önemli olmakla birlikte çalışmalar yapılırken referans alınacak, şimdiye kadar yayınlanan bütün hikmetlerin kayıtlı olduğu bir eserin bulunmaması yeni araştırmacıların işini zorlaştırmaktadır. Kanaatimizce en azından Türkiye’de yayınlanmış Dîvân-ı Hikmet çalışmalarında bulunan hikmetlerin bir matla dizininin yapılması, bu dizinin yapılırken -hurufu hecâ vb.- bir tertip usulüyle hikmetlerin sıralanması, dizini yapılan hikmetin hangi çalışmada geçtiği, eğer yazma nüshası belli ise nüshasının belirtilmesi hikmet çalışmaları açısından faydalı olacaktır. Hikmet çalışmaları arasında farklı hikmetlerin bulunması, bazı hikmetlerin hem Dîvân-ı Hikmet çalışmalarında hem de Süleyman Ata’nın şiirleri vb. arasında yer alması gibi durumların hikmet sayısının tam olarak bilinmesini engellemektedir. Dizinin yapılması Hikmet edebiyatındaki manzume sayısının tespiti açısından da oldukça önemli görülmektedir.
Bununla birlikte dünyanın pek çok kütüphanesinde 100’den fazla nüshasının bulunduğu hikmetlerin tek tek çalışılması yerine uzman bir bilim heyetinin kurulması, söz konusu hikmet nüshalarının tamamının incelenmesi, hangi hikmetlerin farklı şairler adına kaydedildiğinin tespiti, dil ve üslup incelemelerinin yapılmasıyla birlikte Yeseviyye hikmet geleneğinin her yönüyle ortaya konulması Türk tasavvuf edebiyatının ve düşüncesinin anlaşılmasına önemli katkılar sunacaktır.
Metin14
1. Hikmet15
7+7’li Hece Ölçüsü
- Ḥaḳ Rasūlni ẹlçisi bāblar bābı Arslan Bāb
Ṭālibler yolcısı bāblar bābı Arslan Bāb
- Peyġamberni emrni hem bende-kemterini
Ḫoş saḳladı dilimni bāblar bābı Arslan Bāb
- Īmān üçün cān urġan İslām üçün tīġ urġan
Mevlām rıżāsın algan bāblar bābı Arslan Bāb
- Ġāzīlerni reʾīsi ṣaḥābeler ġanīsi
Ḫāṣ bendeler celīsi bāblar bābı Arslan Bāb
- Şerīʿatda tutkan tüz ṭarīḳatda nāḳil öz
Ḥaḳīḳatda ḳılavuz bāblar bābı Arslan Bāb
- ʿİlme’l-yaḳīn dānāsı ʿayne’l-yaḳīn bīnāsı
Ḥaḳḳa’l-yaḳīn gūyāsı bāblar bābı Arslan Bāb
- Muḥabbet[ni] bāzārı maʿrifetni gülzārı
ʿĀşıḳlarnı serdārı bāblar bābı Arslan Bāb
- Ḫiẕmetge ḥāżır ẹrdi niʿmetge şākir ẹrdi
Manẓūrga nāẓır ẹrdi bāblar bābı Arslan Bāb
- Bir kün aydı Muṣṭafā saña bẹrgüm bir ḫurmā
Yaḫşı saḳlaġıl hālā bāblar bābı Arslan Bāb
- Munı aña bẹrgey-sen atın anı sorgay-sen
Andın soñra bẹrgey-sen bāblar bābı Arslan Bāb
- Atı anı Aḥmeddür ẕātı anıñ raḥmetdür
Ḫulāṣa-i ümmetdür bāblar bābı Arslan Bāb
- Muʿāvin-i peyġamber ḳıldı anda muḳarrar
Mundaġ ḫaber bẹrdiler bāblar bābı Arslan Bāb
- Arslan aydı yā Nebī ḳarı bolup men ẹmdi
Ol zamānga yetkür meni bāblar bābı Arslan Bāb
- Nebī duʿā ḳıldılar barça āmīn dẹdiler
Duʿā maḳbūl kördiler bāblar bābı Arslan Bāb
- Ḳabūl ḳıldı cān birle ʿahd ẹtdi cānān birle
İş ḳıldı fermān birle bāblar bābı Arslan Bāb
- Ol tārīḫdin tört yüz yıl törti artuḳ keçdi bil
Soraġ saldı muttaṣıl bāblar bābı Arslan Bāb
- Sefer ḳıldı bir yanġa soraġ saldı her yanġa
Yetüşti Türkistānġa bāblar bābı Arslan Bāb
- Taptı anı Serāyda mekteb-ḫāne yolıda
Kelāmları ḳoynıda bāblar bābı Arslan Bāb
- Arslan selām ḳıldılar oğlan ʿaleyk aldılar
Emān ḳırap turdular bāblar bābı Arslan Bāb
- Oġlan aydı yā baba bizni emanet ḳanı
Emir ḳıldılar sizni bāblar bābı Arslan Bāb
- Arslan aydı yā velī ḳaydın bildiñ sen meni
Hīç kim dẹmedi meni bāblar bābı Arslan Bāb
- Arslan aydı ey oġlan atıñ nedür ḳıl ʿayān
Biley seni bilmegen bāblar bābı Arslan Bāb
- Aydı atım Ḳul Aḥmed peyġamberim Muḥammed
Maʿbūdumdur ol Aḥad bāblar bābı Arslan Bāb
2. Hikmet16
Mefāʿīlün mefāʿīlün mefāʿīlün mefāʿīlün
- Körüñ ne bendeler ʿuzlet tutup olturdı ġār içre
Ḫalāyıḳ serveri Ḥażret kirip olturdı ġār içre
- ʿAdūlar birle talaşıp refīḳ birle sözleşip
Ḫirā Taġı üzre aşıp yaşunup ḳirdi ġār içre
- Ebā Bekr aydı ol sāʿat tapar tirigi bī-deḥşet
Felā-taḫzen dẹyüp Ḥażret tesellī berdi ġār içre
- Muḫālifler anı ḳollap yürürler izlerin izlep
Ol Ḥaḳ mürdesini kim kizlep sorup olturdı ġār içre
- Rasūl ol dem duʿā ḳıldı Ḫudāyġa s̱enā ḳıldı
Mübārek ẹlgini yaydı duʿānı ḳıldı ġār içre
- Ḫudā ol yẹrge ḳahr ẹtti anı yer tartıban yuttı
Başın özgesin yuttı baḳıp tilmürdi ġār içre
- Dẹdi kim ol Rasūlu’llāh inandım men saña vallāh
Közüm yaşın körüñ billāh aḳa başladı ġār içre
- Günāhımdın kerem ḳıl kẹç ḫalāṣ it ḳalmaġay-men hīç
Alarġa ẹtmegey-men hīç kişi yoḳ ẹrdi ġār içre
- …17 duʿā ḳıldı her ẹlgidin cüdā ḳıldı
Hem ol vaʿdesige turdı turup olturdı ġār içre
- Körüñ Aṣḥāb-ı Kehf üç yüz toḳuz yıl kẹçe hem kündüz
Ḫalāyıḳnı körüp nūrı ʿibādet ḳıldı ġār içre
- Ḫˇāce Aḥmed Yesevī ʿuzlet ḳılıp yārān bile ḫalvet
Ḳış u yaz olturup ṣoḥbet tutarlar ẹrdi ġār içre
3. Hikmet18
Mefāʿīlün mefāʿīlün mefāʿīlün mefāʿīlün
- Tenim mescid bile dāḫil velī köñül perīşāndur
Müselmān-men bu ẓāhirde içimde küfr īmāndur
- Tilep öz nefʿini her dem ḳılur bī-had ziyān ẹlge
Bu ṣūret birle ol ādem ne maʿnīde müselmāndur
- Ḳopay tınıp ḳarınnı üyide yatur ol bī-ġam
Ẹrür insān özi ammā ṭarīḳi nefs-i insāndur
- Namāzdın güzīde eylep ḳılur bī-ḥad riyā ẹlge
Bolur iḳrār tili birle köñülde ṣıdḳ yalġandur
- Yesevī tevbe ḳıl ẹmdi günāh u maʿṣiyetlerdin
Ki bolsañ āḫir ölüklük saña vaḳt-i peşīmāndur
4. Hikmet19
Mefāʿīlün mefāʿīlün feʿūlün
- Yārānlar ʿāḳibet ne bolġusıdur
Ḳara başḳa ne künler ḳẹlgüsidür
- Yıġıp dünyā mālın hīç toymadıñ sen
Közüñ tofraġ ile ḫoş bolġusıdur
- Eger ʿākil iseñ bilgil munı sen
Saḳal aḳı ölümni bilgüsidür
- Şerīʿatdur neteyin ḫayli ḫoşuñ
Talaşıp barça mālıñ algusıdur
- Ḳarındaşıñ bile yār u birāder
Ki laḥẓa yıġlaşıp hem külgüsidür
- Ḳaranġu gūr içinde vā-dirīġā
Ḳızıl yüziñ ʿacāyib solġusıdur
- Muṣāḥibler barıp giryān nālān
Ḳoyuban gūrġa yalġuz yalḳusıdur
- Bu cismiñdin tamām üstühˇānlar
Laḥidde pāre pāre bolġusıdur
- Eger ḳılsañ tirikde ḫayr iḥsān
Cihānda yaḫşı atıñ ḳalġusıdur
- Ki çın aydı Yesevī uşbu sözni
Ki barçanı bu ölüm alġusıdur
5. Hikmet20
12’li Hece Ölçüsü
- Namāz ḳılmas rūze tutmas yüzin yumas
Kāfir turur uşol kişi müʾmin ẹrmes
Kul men dẹyü daʿvā ḳılur ol ḳul ẹrmes
Andaġ ḳullar uçmaḫ beyān barmaḳ bolur
- Yaḫşı ḳullar namāz oḳup rūze tutar
Tüni küni aġzın açmay tün kün öter
Aġzın üçün dẹyü aña mihmān yatar
Ol miḥmānġa dünyā ṭaʿām yemek bolur
- Andaġ ḳulġa Nemrūd otı es̱er ḳılmas
Tüni küni yanar otı uçḳun sönmes
Güller açılıp bülbüller sayrar tatımas
Andaġ ʿāşıḳ hergiz otġa köymes bolur
- ʿĀşıḳ ḳullar tüni küni zārī ḳılur
Ḳulluḳ ḳılġan ḳul murādın ol oḳ bilür
Ḳulluḳ ḳılġan törtünçi ḳat kökde ẹrür
…21
- …
Ḳudretni anıñ sırrın ol oḳ bilür
Andaḳ ẹrler seḥerleri nālān ḳılur
Munı ẹşitip dünyā mālın tökmek bolur
- Dünyā mālın terip yıġġan ḳalan ẹrdür
Çıḳardı māl ẕekātın köp köründür
Yanduruban anı yana mālġa ḳoşdur
Andaġ baḫīl gūr ʿaẕābın körmek bolur
- ʿĀşıḳları tüni küni yādın aytur
On iki miñ ṣıfat ḳurını ẹlçin tanur(?)
Etin yiyüben süngeklerin …22 ḳılur
Renc tartġanlar Eyyūb ṣabrın nīkū bilür
- Miskīn Aḥmed kördüñ dünyā vefāsını
Sāʿatġa turgıl gūr ʿaẕābın cefāṣını
Ne kim ḳılsa rūze namāz ḳażāsını
Kẹçürgil dẹp Ḥaḳdın ʿözr ḳılmaḳ bolur
6. Hikmet23
Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūlün
- Ey yār seni sansız sefer dik bar mu cihānda
Bir laḥẓa ḳarārıñ yoḳ seniñ kevn ü mekānda
- Ne ….24 kim bu ṣıfat bül’l-ʿacībiñ bar
Ne ṣūret ne sīret ne ʿayn-ı ʿıyānda
- Köydürgüci yaḳḳucı hīç otıñ yoḳ
Ot dik tütetip yaḳılasın kevn ü mekānda
- Sen ortanagan cihānda nice heyhāt
Fūlād kẹrek uçḳunıġa saçar ise kānda
- Bir cürʿanı kim içti seniñ cām-ı Cemiñdin
Muḥammed(?) zāhid ḳalġusıda sırrı nihānda
- Kim taptı seni genc-i nihān künc-i cihānda
Kevneyn körünmes közige ẕerre cihānda
- Aḥmed bu ne ḥāl belki anı ḳātili hem bar
Bu medreseni dersi nedür müftīsi ḳanda
7. Hikmet25
12’li Hece Ölçüsü
- Eyā dostlar ḳıyāmetdin beyān eyley
Ḳıyāmet tañı nāgāh atar ẹrmiş
Ẹşitiñ munı ḫalāyıḳlar ʿıyān eyley
Müʾmin ḳullar birbirini satar ẹrmiş
- Kẹçe kündüz izlegeni dünyā bolġay
Yalġan sözlep dünyā üçün cānın bẹrgey
Aġa ini bir biridin ḳaçıp tanġay
Dīnleridin mihr ü şefḳat kiter ẹrmiş
- Ġanīlerni alar körse ikrām ḳılġay
İkrām ḳılıp alıp kirip ṭaʿām bẹrgey
Yüz ḫoş-āmed ḳılıp aña taʿẓīm ḳılġay
Faḳīrlerni körse köñli ḳatar ẹrmiş
- Rasūl aydı her kim maña ümmet bolsa
Ġarīb faḳīr yetīmlerni ʿizzet ḳılsa
Türlüg ṭaʿām bẹrip anı ḥürmet ḳılsa
Gūr içinde ḫavf ḫaṭarsız yatar ẹrmiş
- Ḥaḳ Muṣṭafā ayıtganları kẹldi bolġay
ʿĀḳil ḳul ayıtganları bildi bolġay
Ölmey turup fenā bolup öldi bolġay
Bu dünyādın rüsvā bolup öter ẹrmiş
- Kẹçe kündüz ḳılġanları ḫıyānetlik
Birbirige ḳatıġ sözlep siyāsetlik
Dillerini ḳara ḳılur ẕulmet yañlıġ
Ḥaḳ yādını ayıtmay bir dem öter ẹrmiş
- Dervīşlerde ḫāliṣ ḳılġan ʿibādet yoḳ
Ehl-i dünyā ġanīlerde seḫāvet yoḳ
Faḳīrlerde ṣabr birle ḳanāʿat yoḳ
Ādemleri künden künge bedter ẹrmiş
- Ferzendleri ata ana sözin almas
İş buyursa tolap hergiz ḳılmas
Yaḫşı yaman farḳın alar ẕerre bilmes
Öz yolını yaḫşı bilip yürer ẹrmiş
- Ḳul Ḫˇāce Aḥmed Yesevī aydı ḥikmet
Ḳıyāmet kün Ḥaḳ Muṣṭafā ḳılġay şefāʿat
Yā İlāhī ḳılġıl heme bendeñni raḥmet
Cümle maḫlūḳ bu dünyādın öter ẹrmiş
8. Hikmet26
14’lü Hece Ölçüsü
- Ġāfillerni köñlidin ḥırṣ-ı dünyā kitmedi
ʿĀşḳ kūyunda bir zamān közni giryān ẹtmedi
- Tapmas ʿāşıḳ ʿaşḳ yolın bolmasa rehber aña
Ol sebebdin ẓāhidler ḥırsnı tamām ötmedi
- Tutġıl mürşīd ẹtegin ʿāşıḳ bolsañ sen aña
Öz aldıġa yürgenler murādıga yetmedi
- Kim bilmes ʿaşḳnı bābın körmes yārnı dīdārın
ʿAşḳḳa cānın bẹrmese ḳīl-i küfrdin ötmedi
- Ol İbrāhīm Ḫalīlni ʿaḳlıñ bolsa anı
Ḳurbān ḳılmay oġlını murādıga yetmedi
- Dẹdi ʿāşıḳ İsmāʿīl cānım fedā ḳabūl ḳıl
ʿĀşıḳ vaṣfın ẹşitgil bıçaḳ aña ötmedi
- Faḫr-i cihān neslini bilgil ber-ḥaḳ sen anı
Burāḳ ḳılmay ʿaşḳını miʿrācga yetmedi
- Körgil sulṭān Ethemni urdı ber-hem dünyānı
Taşlamay men menlikni Ḫudāyga yetmedi
- Ṭālib bolsañ der-ṭaleb yürüp bilip ḳıl ṭaleb
Çın ʿāşıḳlar Ḥaḳ-ṭaleb bir dem yayın yatmadı
- ʿĀşıḳ ẹrdi Rābiʿa kẹldi Kaʿbe aldıġa
Yetti Ḫudā vaṣlıġa Kaʿbe ṭavāf ẹtmedi
- Żaʿīf ẹrdi Rābiʿa ʿāşıḳ ẹrdi Ḫudāġa
Ḫiẕmet ḳılıp merdānga andın büzürg ötmedi
- ʿĀşıḳ bolsañ Ḳul Aḥmed ʿaşḳ yolıda cānıñ ṣat
ʿAşḳḳa cānıñ bẹrmeyen Ḥaḳ şarābın tatmadı
9. Hikmet27
14’lü Hece Ölçüsü
- ʿAşḳ yolıġa kirip men öz yolını bilmes men
ʿAhdim birdür ölgünce ʿahdim ikki ḳılmas men
- Köp nādānlar bilmesler ʿaşḳ yolını mezesin
Mezesini alıp men başım kẹsse yanmas men
- İşim köymegü yanmaḳ köyüp yanıp kül bolmaḳ
Pervāne dẹk cān bẹrmek ẓāhidligni bilmes men
- Köp naṣīḥat ḳılmañız ḥālā ṭabʿım perīşān
ʿAḳl u hūşım cemʿ ẹrmes naṣīḥatıñ almas men
- Suʾāl ḳılma ey ẓāhid yaḫşı yaman sözlerdin
Mey içip mest bolup men ne dẹrimni bilmes men
- Sāḳī sunar her nefes keyfiyyetni mezesin
Tā ḳıyāmet bolġunca hīç özümge kẹlmes men
- ʿAşḳıñ saldı yek-bār ḳıldı meni bī-ḳarār
Kẹçe kündüz rūzedār laḥẓa ārām almas men
- Şükrü lillāh ʿāşıḳ men ṣıdḳ u ṣafā ṣādıḳ men
Dīdārıñdın özgeni aṣlā ṭaleb ḳılmas men
- Bildim dünyā vefāsız ʿazm taġı beḳāsız
Hergiz Ḥaḳdın özgeni vallāh billāh söymes men
- Dāʾim işim āh urmaḳ āsitānıñga baş ḳoymaḳ
Yıġlap közdin yaş tökmeḳ özge işni bilmes men
- Nefsi şeyṭān köp meni yoldın urup azġurdı
Andın ḫalāṣ bolmaḳını hīç ʿilācın tapmadı
- Barçadın hem faḳīr men zāru men zelīl men
Nefs ẹlgide esīr men men menligini bilmes men
- Ḳullarını ḳulı men basıp ötgen yolı men
Dergāhıñda turar men ḳulluġumdın yanmas men
- Uzaḳ yoldın ḳelip men ḥayrānlıġda ḳalıp men
Yolġa kirsem azuḳsız bararımnı bilmes men
- Kim yolsızdur kim yolda kim çebdedür kim oñda
Kim ilgerü kim keyin ḳalġanını bilmes men
- Kim müʾmindür kim cāhil kim murdārdur kim ṭāhir
Kim şāyeste kim bāṭıl munı hergiz bilmes men
- Eyā dostlar bu yolda barça ḫavf u ḫaṭarda
Cān bẹrerde ḥālimiz ne bolurın bilmes men
- Kim uyḳuda kim uyġaḳ kim ġāfildür kimdür saḳ
Kim öldi kim ḳaldı [saġ] raḥmetidin bilmes men
- Ḳılmay ṭāʿat ʿibādet yene ḫayr u seḫāvet
ʿÖmrüm āḫir bolupdur ne ḳıların bilmes men
- Ḳul Ḫˇāce Aḥmed dīvāne ḫānumāndın bigāne
Tā ölgünce dünyāga aṣlā köñül bẹrmes men
Çıkar Çatışması Beyanı
Çalışma kapsamında herhangi bir kurum veya kişi ile çıkar çatışması bulunmamaktadır.
Ek
Arslan Bâb Manzumesinin Bulunduğu Nüshanın Örneği (MK3, 75a-76a).



- Hoca Ahmed Yesevî’nin hayatı ve tasavvufi görüşleri için bk. (Köprülü 27-180; Yıldız; Fidan).
- Tek nüshaya dayalı neşirlerde çalışılan nüsha esas alındığı için nüshada Hoca Ahmed Yesevî’ye atfedilen bütün hikmetlerin esere alınması ve diğer nüshalarla karşılaştırma yapılmaması nedeniyle hikmetlerin farklı şairlere ait olma ihtimali dikkate alınmadığı görülmüştür. Yine metin tenkidinin yapılmadığı neşirlerde ise hikmetlerin nüshaları karşılaştırılmadığı için nüshalardaki mahlas farklılıkları çalışmalara yansımamıştır.
- Hakîm Süleyman Ata’nın (ö. 582/1186) hayatı hakkında bilgi için bk. (Sever, Ahmed Yesevî’ni̇n III. Hali̇fesi̇ 13-19).
- Söz konusu çalışmalarda her ne kadar faydalanılan nüshalardan bahsedilse de kaydedilen hikmetlerin hangi nüshalardan alındığına dair bir bilgi bulunmamaktadır. Bk. (Tosun ve Eraslan; Bice; Rıdvanoğlu; Eraslan, Ahmed-i Yesevî Dîvân-ı Hikmet’ten Seçmeler).
- Bu dizin makale sınırlarını aşacağından dolayı çalışmada yer verilmemiştir.
- Hikmet tespitinde taranan eserler şunlardır: (Bice; Tosun ve Eraslan; Taş; Rıdvanoğlu; Eraslan, Ahmed-i Yesevî Dîvân-ı Hikmet’ten Seçmeler; Mirhaldaraglı ve Akar; Tulum, Dîvân-ı Hikmet; Demir; Utebekov; Joya; Beylur; Rezaei 561-80; Kari vd.; Sever, Ahmed Yesevî’ni̇n III. Hali̇fesi̇; Sever, Bakırgan Kitabı; Güzel, Süleyman Hakîm Ata).
- Şâh Meşreb’in hayatı hakkında bilgi için bk. (Cicioğlu 560-73).
- Şems-i Âsî hakkında kısa bilgi için bk. (Bakırcı 13-22).
- Hâlis hakkında bilgi için bk. (Çimen 95-105; Çelik, 39-44).
- Kul Şerîf hakkında kısa bilgi için bk. (Abdurasulkızı 187-89).
- Nüshaların kütüphane kayıtlarında sadece MK3 nüshası varak (1b, 2a vb.) sistemine göre numaralandırılmış, diğer nüshalarda ise kütüphane tarafından sayfa numarası verilmiştir. Çalışmada verilen hikmetlerin kolay bulunabilmesi açısından kütüphane kayıtlarına uyulmuş, MK3 nüshasında varak, diğer nüshalarda sayfa numarası belirtilmiştir.
- Taş neşrinde 13 bent (Taş 404-05); Güngör neşrinde 10 benttir (Tosun ve Eraslan 188-89).
- Taş ve Güngör neşirlerinde 10 bent (Taş 347-48; Tosun ve Eraslan 235-36).
- Metin neşri yapılırken şu hususlar esas alınmıştır:
a) Neşredilen hikmetler birden fazla nüshadan alınmıştır dolayısıyla her nüshanın kendine has imla özellikleri bulunmaktadır. Çalışmada bu imla özellikleri korunmuştur. Örneğin yönelme eki, kalın ünlü ile biten kelimelerde bazen “قه” bazen “غه” bazen de “که” şeklinde yazılmıştır. Neşirde nüshaların orijinal imlasına uyularak “ḳa”, “ġa” ya da “g/ka” biçiminde çevriyazısı tercih edilmiştir.
b) Türkçenin asli seslerinden olan ve nüshalarda “نک” harfleri ile imla edilen nazal “n” sesi “ñ” şeklinde gösterilmiştir.
c) Okunuşunda tereddüde düşülen kelimelerin yanına (?) soru işareti konulmuştur.
d) Metinde okunamayan kelimenin yerine “…” üç nokta konmuş okunamayan kelimenin görüntüsü dipnota eklenmiştir.
Yukarıda belirtilen hususiyetler dışında kalan Arapça ve Farsça ek, birleşik kelime, tamlama ve edatların vb. yazımında İsmail Ünver’in “Çevriyazıda Yazım Birliği Üzerine Öneriler” adlı makalesinden yararlanılmıştır (Ünver). - (MK3, 75a-76a).
- (MK3, 59b).
- .
- (MK3, 28a-28b).
- (MK3, 80a).
- (MM, s.119).
- 4/4 ile 5/1.dizeler sehven unutulmuş, yazılmamıştır.
- .
- (MK2, s.98). Şiirin özellikle 2. beyti ile 3. beytinin ilk dizesinde sözcük eksikliğine bağlı olarak vezin aksamaktadır.
- .
- (AK1, s.111).
- (AK1, s.232).
- (AK1, s.234).
Images, Figures and Tables
References
- Yazma Eserler
- AK1: Yesevî, Hoca Ahmed. Dîvân-ı Hikmet/Hikmet-nâme. Âsitân-ı Kuds-i Razavî Kütüphanesi 45299.
- AK2: Yesevî, Hoca Ahmed. Dîvân-ı Hikmet. Âsitân-ı Kuds-i Razavî Kütüphanesi 27373.
- MK1: Yesevî, Hoca Ahmed. Dîvân-ı Hikmet. İran Millî Kütüphanesi 5-27640.
- MK2: Yesevî, Hoca Ahmed. Dîvân-ı Hikmet. İran Millî Kütüphanesi 5-29793/1.
- MK3: Yesevî, Hoca Ahmed. Dîvân-ı Hikmet. İran Millî Kütüphanesi 5-25700/2.
- MM: Yesevî, Hoca Ahmed. Dîvân-ı Hikmet. İran Millî Melik Kütüphanesi 4931/1.
- TÜ: Yesevî, Hoca Ahmed. Dîvân-ı Hikmet. Tahran Üniversitesi Kütüphanesi 4145.
- Yesevî, Hoca Ahmed. Dîvân-ı Hikmet. Âsitân-ı Kuds-i Razavî Kütüphanesi 51858.
- Diğer Kaynaklar
- Abdurasulkızı, Aynur. “Ahmed Yesevî’nin Şairlik Okulu.” Kul Hoca Ahmed Yesevî -Makaleler Kitabı-, ed. Nadirhan Hasan, CB Matbaacılık, 2018, ss. 179-91.
- Ay, Alper. Divan-ı Hikmet’te Manevi Ayet İktibasları. Ahmet Yesevi Üniversitesi Yayınları, 2020.
- Aydın, Şadi. İran Kütüphaneleri Türkçe Yazmalar Kataloğu. Timaş Yayınları, 2008.
- Bakırcı, Fatih. “Yesevi̇ Şai̇ri̇ Şems-i Asî ve Ḳıṣṣa-ı Kūdek-Nāme’si̇.” Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, no. 54, 2016, ss. 13-70.
- Banarlı, Nihad Sami. Yahya Kemal’in Hatıraları. İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları, 1960.
- Beylur, Şahida. Türkçeye ve Kazakçaya Aktarılan İki̇ Di̇vân-ı Hi̇kmet Eseri̇ni̇n Karşılaştırmalı İncelemesi̇. Doktora Tezi. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, 2021.
- Bice, Hayati. Dîvân-ı Hikmet. TDV Yayınları, 2018.
- Bozkurt, Birgül. “Ahmed Yesevi̇ Bi̇bli̇yografyası: Türki̇ye’de Yesevi̇ İle İlgi̇li̇ Çalışmalara Dai̇r Değerlendi̇rmeler.” Turkish Studies, vol. 11, no. 17, 2016, ss. 283-334.
- Cicioğlu, Muhammet Nurullah. “Kırgız Halk Anlatılarında Bir Çağatay Şairi: Babarahîm Şah.” Korkut Ata Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Özel Sayı 1, 2023, ss. 560-73.
- Coşgun, Gökhan. “İran Meşhed Kütüphanesi̇ndeki̇ Türkçe Satırarası Kur’an Tercümeleri̇ ve 2229 Numaralı Tercüme.” Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi (TüLED), no. 1, 2017, ss. 15-34.
- Çelik, Ramazan. Çağatay Şairi Hâlis’in Manzum Vefât-nâmeleri. Ihlamur Akademi Yayınları, 2026.
- Çimen, Feyzi. “Hâli̇s’i̇n Ki̇tâb-ı Şehi̇dân Adlı Eseri̇ Üzeri̇ne.” Karabük Türkoloji Dergisi, vol. 5, no. 1, 2022, ss. 95-119.
- Demir, Necati. Dîvân-ı Hikmet (Çağatay Türkçesi - Türkiye Türkçesi). Bilge Kültür Sanat, 2024.
- Eraslan, Kemal. Ahmed-i Yesevî Dîvân-ı Hikmet’ten Seçmeler. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1983.
- Eraslan, Kemal. “Azîm Hâce’nin Hikmetleri.” Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, vol. 19, no. 193-230, 1971.
- Eraslan, Kemal. “Yesevî’nin Fakr-nâme’si.” İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, no. 22, 1977, ss. 45-120.
- Fidan, Erhan Salih. Hoca Ahmed Yesevî. Siyer Yayınları, 2024.
- Güzel, Abdurrahman, editör. Mahtumkulu Dîvânı. TİKA Yayınları, 2014.
- Güzel, Abdurrahman. Süleyman Hakîm Ata Divânı Giriş - İnceleme (Metinler: Türkmen Türkçesi - Türkiye Türkçesi) Sözlük - Bibliyografya. Akçağ Yayınevi, 2023.
- Hasan, Nadirhan. “Arslan Bâb ve Ahmed Yesevî.” Tasavvuf İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi, vol. 24, no. 2, 2009, ss. 1-10.
- Joya, Mahammad Zahir. “Dîvân-ı Hikmet” (Özbekıstan yazma nüshası) İnceleme, metin, sözlük. Yüksek Lisans Tezi. Karabük Üniversitesi, 2020.
- Kari, Kuanişbek, vd. Dîvân-ı Hikmet (Pîr-i Türkistân). İntişarat-ı Beynelmileli Alhuda, 1379.
- Köprülü, Fuat. Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 1984.
- Mirhaldaraglı, Mirahmad, ve Metin Akar. Hoca Ahmed Yesevî’nin Yeni Bulunan Hikmetleri. Hoca Ahmed Yesevi Vakfı Yayınları, 2001.
- Özdamar, Fazıl. “Dede Korkut Kitabı Hakkında İran’da Yayımlanan Çalışmalar Üzerine Bir Değerlendirme.” Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, vol. 19, no. 2, 2019, ss. 403-19.
- Rezaei, Mehdi. “Dîvân-ı Hikmet’in Bilinmeyen Bir Yazmasında Bulunan Yeni Hikmetler.” Folklor/Edebiyat, vol. 27, no. 106, 2021, ss. 561-80.
- Rıdvanoğlu, Ahmet Eğilmez. Açıklamalalı Dîvân-ı Hikmet. Gayem Yayınevi, 2014.
- Sever, Mustafa. Ahmed Yesevî’ni̇n III. Hali̇fesi̇ Hakîm Süleymân Ata Hi̇kmetler ve Kıssalar. Ahmet Yesevi Üniversitesi Yayınları, 2017.
- Sever, Mustafa. Bakırgan Kitabı. Editör Funda Toprak, Ahmet Yesevi Üniversitesi Yayınları, 2018.
- Şafak, Turgay. “Gelibolulu Mustafa Âlî ve Kayıp Farsça Dîvânı.” Vakıf İnsan Prof. Dr. Hikmet Özdemir, Kriter Yayınları, 2019, ss. 582-606.
- Taş, İsmail. Dîvân-ı Hikmet. Yazma Eserler Kurumu, 2026.
- Tekcan, Münevver. “Hakîm Ata’nın Ahir Zaman Kitabı.” bilig, no. 37, 2006, ss. 21-55.
- Tosun, Necdet, ve Kemal Eraslan. Hoca Ahmed Yesevi Külliyatı. Ahmet Yesevi Üniversitesi Yayınları, 2019.
- Tulum, Mehmet Mahur. “Yeni Bir Hikmetler Mecmuası Münasebetiyle Yesevi Çalışmaları Üzerine Kısa Bir Değerlendirme ve İbrahim Kıssası.” Hoca Ahmed Yesevi Seçme Makaleler, editör Necdet Tosun, Ahmet Yesevi Üniversitesi Yayınları, 2017, ss. 101-17.
- Tulum, Mehmet Mahur. Dîvân-ı Hikmet Hikmet Mecmuası (Mısır Nüshası - 1650). Ketebe Yayınları, 2022.
- Utebekov, Senbek. Divan-ı Hikmet’in Dil İncelemesi - Kökşetav Nüshası - (Metin - Gramer - Dizin. Doktora Tezi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, 2020.
- Ünver, İsmail. “Çevriyazıda Yazım Birliği Üzerine Öneriler.” Türkoloji Dergisi vol. 11, no. 1, 1993, ss. 51-89.
- Yıldız, Musa. Kur’ân ve Sünnet Işığında Hoca Ahmet Yesevî Divan-ı Hikmet Yorumları 1. H Yayınları, 2026.